I. Bölüm: Sakarya Meydan Muharebesi’nin Tarihsel Arka Planı ve Stratejik Önemi
Sakarya Savaşı Öncesi Anadolu’nun Genel Durumu
Sakarya Meydan Muharebesi Türk Kurtuluş Savaşı’nın sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi kaderini belirleyen en önemli noktalarından biri olarak kabul edebiliriz. 23 Ağustos ile 13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen muharebe, Anadolu’daki Milli Mücadele’nin varlık ve yokluk yaşadığı, Türk ordusunun 'son savunma hattı'na çekildiği ve Başkentimiz Ankara’nın bile tehdit altına girdiği bir dönemde yaşanmıştır. Bu savaşın sebebi, yalnızca Yunanistan’ın Anadolu’daki ilerleyişi değil; aynı zamanda bazı Büyük Güçlerin Sevr Antlaşması’nı Türk milletine zorla kabul ettirmeye çalışmasının son aşamalarıdır. Dolayısıyla Sakarya, yalnızca askeri bir cephe değil aynı zamanda siyasi bağımsızlığın sınandığı bir dönemi işaret eder. Bu yüzden Sakarya Nehri, bir coğrafi unsur olmanın ötesinde Türk ulusunun varlığını savunmak zorunda kaldığı son hattı simgeler.
II. Bölüm: Yunan Ordusunun İlerleyişi ve Ankara Tehdidi
KütahyaEskişehir Muharebeleri ve Türk Ordusunun Sakarya’ya Çekilişi
Sakarya Muharebesi’nin başlamasının yegane sebebi Kütahya–Eskişehir Muharebeleri’nin ardından Türk ordusunun geri çekilmesiyle başlar. Temmuz 1921’de yaşanan bu çarpışmalar, güç dengesinin henüz Türklerin lehine dönmediğini kanıtladı ve Batı Cephesi Komutanlığı, ordunun daha dayanıklı bir savunma hattına çekilmesine karar verdi. TÜRK Askerinin geri çekilmesi, düşman tarafına 'Türkler bozguna uğradı' izlemini verse de aslında stratejik bir savunma planının parçasıydı. Mustafa Kemal Atatürk ordunun Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesini emrederek cepheyi hem kısaltmış hem de savunma derinliği kazanmıştır. Böylece Yunan ordusunun ilerleyişini durduracak, ilerleme ikmal hatları zayıflayacak ve Türk ordusu doğal arazi unsurlarından yararlanma imkânı bulacaktı. Buna rağmen Yunan ordusu, Türk direnişinin kırıldığını/zayıfladığını düşünerek hızla ilerledi ve hedefinin açıkça Ankara olduğunu gösterdi. Bu durum, TBMM’de ciddi tartışmalara yol açtı; hatta bazı milletvekilleri Meclis’in Kayseri’ye taşınmasını teklif etti. Fakat bu zamanda bile Mustafa Kemal Atatürk, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” anlayışının işaretlerini vermeye başlamıştı.
Sakarya Savaşı Öncesi Anadolu’nun Genel Durumu
Sakarya Meydan Muharebesi Türk Kurtuluş Savaşı’nın sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi kaderini belirleyen en önemli noktalarından biri olarak kabul edebiliriz. 23 Ağustos ile 13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşen muharebe, Anadolu’daki Milli Mücadele’nin varlık ve yokluk yaşadığı, Türk ordusunun 'son savunma hattı'na çekildiği ve Başkentimiz Ankara’nın bile tehdit altına girdiği bir dönemde yaşanmıştır. Bu savaşın sebebi, yalnızca Yunanistan’ın Anadolu’daki ilerleyişi değil; aynı zamanda bazı Büyük Güçlerin Sevr Antlaşması’nı Türk milletine zorla kabul ettirmeye çalışmasının son aşamalarıdır. Dolayısıyla Sakarya, yalnızca askeri bir cephe değil aynı zamanda siyasi bağımsızlığın sınandığı bir dönemi işaret eder. Bu yüzden Sakarya Nehri, bir coğrafi unsur olmanın ötesinde Türk ulusunun varlığını savunmak zorunda kaldığı son hattı simgeler.
II. Bölüm: Yunan Ordusunun İlerleyişi ve Ankara Tehdidi
KütahyaEskişehir Muharebeleri ve Türk Ordusunun Sakarya’ya Çekilişi
Sakarya Muharebesi’nin başlamasının yegane sebebi Kütahya–Eskişehir Muharebeleri’nin ardından Türk ordusunun geri çekilmesiyle başlar. Temmuz 1921’de yaşanan bu çarpışmalar, güç dengesinin henüz Türklerin lehine dönmediğini kanıtladı ve Batı Cephesi Komutanlığı, ordunun daha dayanıklı bir savunma hattına çekilmesine karar verdi. TÜRK Askerinin geri çekilmesi, düşman tarafına 'Türkler bozguna uğradı' izlemini verse de aslında stratejik bir savunma planının parçasıydı. Mustafa Kemal Atatürk ordunun Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesini emrederek cepheyi hem kısaltmış hem de savunma derinliği kazanmıştır. Böylece Yunan ordusunun ilerleyişini durduracak, ilerleme ikmal hatları zayıflayacak ve Türk ordusu doğal arazi unsurlarından yararlanma imkânı bulacaktı. Buna rağmen Yunan ordusu, Türk direnişinin kırıldığını/zayıfladığını düşünerek hızla ilerledi ve hedefinin açıkça Ankara olduğunu gösterdi. Bu durum, TBMM’de ciddi tartışmalara yol açtı; hatta bazı milletvekilleri Meclis’in Kayseri’ye taşınmasını teklif etti. Fakat bu zamanda bile Mustafa Kemal Atatürk, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” anlayışının işaretlerini vermeye başlamıştı.